İZMİR F TİPİ KAPALI CEZAEVİNDE KİTAP OKUMA
DURUMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME (*)
“Dünyaya en çok ışık veren, matbaa mürekkebidir”
der, Balzac. Bir ceza infaz kurumuna en fazla ışık veren
de kurum kütüphanesidir. Belki de bundan dolayı F tipi cezaevlerinde kurum
kütüphaneleri personel, tutuklu ve hükümlülerin ihtiyaçlarına, en iyi şekilde
cevap verebilecek bir mekânda, cezaevinin tam merkezinde kurulmuştur.
Bize göre, kütüphanenin merkezde olması, F tipi
cezaevlerinin “bilgi merkezli” olması anlamına gelmektedir. “Bilgi merkezli”
olmanın sonucu, F tipi cezaevlerinde bol bol kitap okunmaktadır. Bunun nedeni
belki, hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını kitap okuyarak
değerlendirmeleri, belki de sıkıntı ve yalnızlıklarından kurtulmak
istemeleridir. Öğrenmek, vaktini en verimli şekilde değerlendirmek, yeni
ufuklara yelken açmak ya da bir gecede okunan bir kitabı yazabilmek, senelerce
çalışıp saçlarını ağartan yazar ve şairlerin duygu ve düşüncelerini kavrayıp
anlayabilmek ve hayata tatbik edebilmek de diğer nedenleri oluşturmaktadır. Bir
gerçek var ki, F tipi cezaevlerinde çok kitap okunuyor.
Konunun somut olarak ortaya konulması açısından,
önce Türkiye genelindeki kitap okuma durumuna bir göz atalım. PİAR’ın 1982’ de
yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de kitap okuyanların toplam nüfusa oranı
on binde sekizdir. Üniversite gençliği üzerinde yapılan bir diğer ankete göre;
ders kitabı dışında bir kitap okumadıklarını söyleyen öğrencilerin oranı %
22’den az değildir. Başka bir ifade ile her beş öğrenciden biri, ders kitabı
dışında kitap okumamaktadır. “Türk Gençliğinin Problemleri Beklentileri Eğitim
ve Kültür Bakımından Düşünceleri” adlı 1989 yılı Devlet Bakanlığı araştırmasına
göre (araştırma 15-26 yaş gurubundan 5139 genç ile yüzyüze yapılmıştır);
Gençlerin % 69’nun adını hatırlamayacak kadar uzun zamandır kitap okumadıkları
görülmüştür.
Türkiye genelindeki bu karamsar tablodan sonra,
İzmir F Tipi Cezaevindeki kitap okuma durumuna bir göz atalım. Kurum
kütüphanesinden İmza karşılığı alınarak okunan kitapların sayısı, üç aylık
dönemde kişi başına yaklaşık olarak 12-13 adettir. Bu da, bir tutuklu ve
hükümlünün bir ayda en azından 4 adet kitap okuduğu anlamına gelmektedir. (Hükümlü ve tutukluların dışarıdan getirtmiş
olduğu kitap, dergi vs. bunun dışındadır.) Okuma zevkini tadan bazı hükümlü ve
tutuklular, Kurum kütüphanesinde bulunmayan bazı kitapların temini için dilekçe
vermekte, biz de Kurum olarak bu kitapları, İl Halk Kütüphanesinden temin etmek
sureti ile bu ihtiyacı karşılamaktayız. Hükümlü ve tutuklular, haftanın belirli
günlerinde Kurum kütüphanesine çıkmaktadırlar. Böylece okumak istedikleri
kitapları inceleme imkânı bularak okuma istekleri artmaktadır. Hükümlü ve
tutukluların bazılarının (%20) değişik sebeplerle kütüphaneden istifade
etmediklerini ve bundan dolayı kitap okuma oranını düşürdüklerini dikkate alsak
bile, yukarıdaki tablo bir gerçeğe işaret etmektedir ki; F Tipi Cezaevlerinde
çok kitap okunmaktadır.
Günlük gazete okuma durumunda da oran bundan pek
farklı değildir. Türkiye genelinde iyimser bir tahminle % 10 olan günlük gazete
okuma oranı, İzmir F Tipi Cezaevinde % 50-60’lara varmaktadır.
F tipi cezaevinde okuma oranının yüksek olduğunu
söylerken hep Türkiye genelini göz önünde bulundurduk. Bu durum, gelişmiş
ülkeler ile kıyaslanınca elbette yeterli değil. Gelişmiş ülke insanlarının
trende, vapurda, otobüste her fırsatta okuduklarını görünce, insanın içinin
burkulmaması mümkün değil. Neden bizim insanımız okumuyor? Zaten okuma göstergesi
de gelişmişliğin bir göstergesi değil mi? Çağdaş medeniyetler seviyesine,
okumadan nasıl ulaşılacak ki?
(*)
Öğretmen Metin Kartal’ın, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Müdürlüğü
tarafından ayda bir çıkarılan Sesleniş Gazetesi’nin 15 Ocak 2003 tarihli 10.
sayısında yer alan makalesi.