8 Nisan 2016 Cuma

İZMİR F TİPİ KAPALI CEZAEVİNDE KİTAP OKUMA DURUMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME (*)
“Dünyaya en çok ışık veren, matbaa mürekkebidir” der, Balzac. Bir ceza infaz kurumuna en fazla ışık veren de kurum kütüphanesidir. Belki de bundan dolayı F tipi cezaevlerinde kurum kütüphaneleri personel, tutuklu ve hükümlülerin ihtiyaçlarına, en iyi şekilde cevap verebilecek bir mekânda, cezaevinin tam merkezinde kurulmuştur.
Bize göre, kütüphanenin merkezde olması, F tipi cezaevlerinin “bilgi merkezli” olması anlamına gelmektedir. “Bilgi merkezli” olmanın sonucu, F tipi cezaevlerinde bol bol kitap okunmaktadır. Bunun nedeni belki, hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını kitap okuyarak değerlendirmeleri, belki de sıkıntı ve yalnızlıklarından kurtulmak istemeleridir. Öğrenmek, vaktini en verimli şekilde değerlendirmek, yeni ufuklara yelken açmak ya da bir gecede okunan bir kitabı yazabilmek, senelerce çalışıp saçlarını ağartan yazar ve şairlerin duygu ve düşüncelerini kavrayıp anlayabilmek ve hayata tatbik edebilmek de diğer nedenleri oluşturmaktadır. Bir gerçek var ki, F tipi cezaevlerinde çok kitap okunuyor.
Konunun somut olarak ortaya konulması açısından, önce Türkiye genelindeki kitap okuma durumuna bir göz atalım. PİAR’ın 1982’ de yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de kitap okuyanların toplam nüfusa oranı on binde sekizdir. Üniversite gençliği üzerinde yapılan bir diğer ankete göre; ders kitabı dışında bir kitap okumadıklarını söyleyen öğrencilerin oranı % 22’den az değildir. Başka bir ifade ile her beş öğrenciden biri, ders kitabı dışında kitap okumamaktadır. “Türk Gençliğinin Problemleri Beklentileri Eğitim ve Kültür Bakımından Düşünceleri” adlı 1989 yılı Devlet Bakanlığı araştırmasına göre (araştırma 15-26 yaş gurubundan 5139 genç ile yüzyüze yapılmıştır); Gençlerin % 69’nun adını hatırlamayacak kadar uzun zamandır kitap okumadıkları görülmüştür.
Türkiye genelindeki bu karamsar tablodan sonra, İzmir F Tipi Cezaevindeki kitap okuma durumuna bir göz atalım. Kurum kütüphanesinden İmza karşılığı alınarak okunan kitapların sayısı, üç aylık dönemde kişi başına yaklaşık olarak 12-13 adettir. Bu da, bir tutuklu ve hükümlünün bir ayda en azından 4 adet kitap okuduğu anlamına gelmektedir.  (Hükümlü ve tutukluların dışarıdan getirtmiş olduğu kitap, dergi vs. bunun dışındadır.) Okuma zevkini tadan bazı hükümlü ve tutuklular, Kurum kütüphanesinde bulunmayan bazı kitapların temini için dilekçe vermekte, biz de Kurum olarak bu kitapları, İl Halk Kütüphanesinden temin etmek sureti ile bu ihtiyacı karşılamaktayız. Hükümlü ve tutuklular, haftanın belirli günlerinde Kurum kütüphanesine çıkmaktadırlar. Böylece okumak istedikleri kitapları inceleme imkânı bularak okuma istekleri artmaktadır. Hükümlü ve tutukluların bazılarının (%20) değişik sebeplerle kütüphaneden istifade etmediklerini ve bundan dolayı kitap okuma oranını düşürdüklerini dikkate alsak bile, yukarıdaki tablo bir gerçeğe işaret etmektedir ki; F Tipi Cezaevlerinde çok kitap okunmaktadır.
Günlük gazete okuma durumunda da oran bundan pek farklı değildir. Türkiye genelinde iyimser bir tahminle % 10 olan günlük gazete okuma oranı, İzmir F Tipi Cezaevinde % 50-60’lara varmaktadır.
F tipi cezaevinde okuma oranının yüksek olduğunu söylerken hep Türkiye genelini göz önünde bulundurduk. Bu durum, gelişmiş ülkeler ile kıyaslanınca elbette yeterli değil. Gelişmiş ülke insanlarının trende, vapurda, otobüste her fırsatta okuduklarını görünce, insanın içinin burkulmaması mümkün değil. Neden bizim insanımız okumuyor? Zaten okuma göstergesi de gelişmişliğin bir göstergesi değil mi? Çağdaş medeniyetler seviyesine, okumadan nasıl ulaşılacak ki?

          (*) Öğretmen Metin Kartal’ın, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Müdürlüğü tarafından ayda bir çıkarılan Sesleniş Gazetesi’nin 15 Ocak 2003 tarihli 10. sayısında yer alan makalesi.   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder