5 Eylül 2016 Pazartesi

KIRK HADİS

40 HADİS

1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

(Allah rasûlü) “din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “kime yâ rasûlallah?” diye sorduk. o da; “Allah’a, kitabına, peygamberine, müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. (müslim, imân, 95.)

2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

islâm, güzel ahlâktır. (kenzü’l-ummâl, 3/17, hadisno: 5225.)

3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

insanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

(müslim, fedâil, 66; tirmizî, birr, 16.)

4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

(buhârî, ilm, 12; müslim, cihâd, 6.)

5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

insanların peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

(buhârî, enbiyâ, 54; ebudâvûd, edeb, 6.)

6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

(tirmizî, ilm, 14.)

7

لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez). (buhârî, edeb, 83; müslim, zühd, 63.)

8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

nerede olursan ol allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. insanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. (tirmizî, birr, 55.)

9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur. (taberânî, el-mu’cemü’l-evsat, 1/275; beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.)

10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

iman, yetmiş küsur derecedir. en üstünü “lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. haya da imandandır. (buhârî, Îmân, 3; müslim, Îmân, 57, 58.)

11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. bu da imanın en zayıf derecesidir. (müslim, Îmân, 78; ebû dâvûd, salât, 248.)

12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

iki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. (tirmizî, fedâilü’l-cihâd, 12.)

13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

(ibn mâce, ahkâm, 17; muvatta’, akdıye, 31.)


14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. (buhârî, Îmân, 7; müslim, Îmân, 71.)

15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

müslüman müslümanın kardeşidir. ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse allah da onun bir ihtiyacını giderir. kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, allah da kıyamet günü onu(n kusurunu) örter. (buhârî, mezâlim, 3; müslim, birr, 58.)

16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

(müslim, Îmân, 93; tirmizî, sıfâtu’l-kıyâme, 56. )

17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

(tirmizî, Îmân, 12; nesâî, Îmân, 8.)

18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey allah’ın kulları, kardeş olun. bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

(buhârî, edeb, 57, 58.)

19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. iyilik de cennete götürür. kişi doğru söyleye söyleye allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. yalancılık kötüye götürür. kötülük de cehenneme götürür. kişi yalan söyleye söyleye allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

(buhârî, edeb, 69; müslim, birr, 103, 104.)

20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

(tirmizî, birr, 58.)

21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. iyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

(tirmizî, birr, 36.)

22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

müslim, birr, 33; ‹bn mâce, zühd, 9;

ahmed b. hanbel, 2/285, 539.

23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

tirmizî, birr, 3.

24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.

ibn mâce, dua, 11.

25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

tirmizî, birr, 33.

26

خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

tirmizî, radâ’, 11; ‹bn mâce, nikâh, 50.

27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

göstermeyen bizden değildir.

tirmizî, birr, 15; ebû dâvûd, edeb, 66.

28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

buhârî, talâk, 25, edeb, 24; müslim, zühd, 42.

29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(insanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. onlar nelerdir ya resulullah dediler. bunun üzerine: allah’a şirk koşmak, sihir, allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

buhârî, vasâyâ, 23, tıbb, 48; müslim, Îmân, 144.

30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

buhârî, edeb, 31, 85; müslim, Îmân, 74, 75.

31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

ben (allah teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

buhârî, edeb, 28; müslim, birr, 140, 141.

32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

dul ve fakirlere yardım eden kimse, allah yolunda cihad eden

veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

geçiren kimse gibidir.

buhârî, nafakât, 1; müslim, zühd, 41;

tirmizî, birr, 44; nesâî, zekât, 78.

33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

her insan hata eder.

hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

tirmizî, kıyâme, 49; ibn mâce, zühd, 30.

34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; o’nun her işi hayırdır. eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

müslim, zühd, 64; dârim”, rikâk, 61.

35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

bizi aldatan bizden değildir.

müslim, Îmân, 164.

36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)

cennete giremezler.

müslim, Îmân, 168; tirmizî, birr, 79.

37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

işçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

ibn mâce, ruhûn, 4.

38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

buhârî, edeb, 27; müslim, müsâkât, 7, 10.

39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

insanda bir organ vardır. eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. dikkat edin! o, kalptir.

buhârî, Îmân, 39; müslim, müsâkât, 107.

40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (böylelikle) rabbinizin cennetine girersiniz.

tirmizî, cum’a, 80.

alıntı 

13 Mayıs 2016 Cuma

FUTBOL TURNUVASI FİNAL MAÇI SONRASI ÖDÜL TÖRENİ SUNUMU



FUTBOL TURNUVASI FİNAL MAÇI SONRASI ÖDÜL TÖRENİ SUNUMU

Sayın Başsavcım!
Sayın Müdürüm!

Kurumumuzda düzenlenen Odalar arası Futbol Turnuvası Final Maçına hoş geldiniz!

Sayın Başsavcım!
Değerli Katılımcılar!

Bilindiği gibi,
(1) Hükümlü ve tutukluların maddî ve manevî kalkınmaları için eğitim ve öğretim faaliyetlerinin gerekliliği ve yararı bütün dünyaca kabul edilmiştir. Bu faaliyetler, en etkili iyileştirme aracı olduğu kadar, kurum rejiminin gerektirdiği disiplin  ve düzene en iyi uyan yaşayış sistemidir.

(2) Eğitime yönelik çalışmalardan beklenen; hükümlü ve tutukluların doğru davranış, tutum ve alışkanlıkları benimseyerek, yeniden suç işlemelerini önleyecek ahlâkî değerler kazanmalarını sağlamak, kurum hayatını normal hayata yakınlaştırarak, bu kişilerin salıverilmelerinden sonra topluma uyumlarını kolaylaştırmak ve dış olaylara, tahriklere karşı sabırlı, dayanıklı ve soğukkanlı hâle getirmektir.

(3) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin “Ceza İnfaz Kurumlarındaki Eğitim” konulu tavsiye kararı ile, ceza infaz kurumlarındaki eğitim hakkında üye devletlerce benimsenmesi önerilen aşağıdaki temel ilkelere Kurumumuzda da uyulmaktadır. Buna göre; 

a) hükümlü ve tutukluların, meslekî eğitim, yaratıcı ve kültürel faaliyetler, bedensel eğitim, spor ve sosyal eğitimden yararlanmaları için gerekli çalışmalar yapılmaktadır.
  
b) Kurumumuzda barınan hükümlü ve tutukluların, imkanlar dahilinde beden eğitimi çalışmaları yapmaları ve spor faaliyetlerine katılmaları teşvik edilmektedir. Bu kapsamda kurumumuzda voleybol turnuvası, futbol turnuvası, masa tenisi turnuvası ve satranç turnuvası düzenlenmektedir.  

Bilindiği gibi,
Sporun iki yönden yararı vardır; hem vücutta fizyolojik değişikliklere neden olur, hem de kişiye psikolojik açıdan destek verir.

Futbol gibi bir takım sporu yapılıyorsa, kişi hem sosyal iletişim kurar, hem de ortak bir hedef için takımıyla birlikte mücadele verir. Diğer takımı yenmek olan bu hedef gerçekleşirse, büyük bir heyecan, mutluluk, gurur ve başarının getirdiği duygular yaşanır. Şayet yenilgi ile sonuçlanacak olursa, bir sonraki maça kadar ortak bir hedef uğruna çalışmaya devam edilecektir. Kişi, tek başına yapılan sporlarda da kendine, buna benzer hedefler koyabilir. Ayrıca, Spor yaparak stresle mücadele etmek mümkündür.

Fanatizme kaçmamak şartı ile, sporun birleştirici yönü de gözden uzak tutulmalıdır. 2008 yılında yapılan Avrupa Futbol Şampiyonası’nda yarı finale yükselen A Milli Futbol Takımımızın ülkemizde oluşturduğu sinerjiyi; Milli Takımımızın başarısının sadece yurdumuzda değil yurtdışında da sabahlara kadar kutlanmasını sporun birleştirici unsur olmasına örnek olarak verebiliriz.
Ülkemizde düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda mücadele eden; maçları yaklaşık bir milyar insan tarafından canlı yayında takip edilen ve ülke tanıtımına fevkalade katkıda bulunan A Milli Basketbol Takımımızın, diğer bir ifade ile 12 dev adamın maçlarının, bizlerde oluşturduğu heyecan, mutluluk ve gurur sporun birleştirici yönüne somut bir örnek olmuş; millet olarak bizi tek yürek tek vücut haline getirmiştir.  

Son zamanlarda ata sporumuz güreşte, boksta ve halterde dünya şampiyonalarında elde edilen zaferler, ulus olarak hepimizin göğsünü kabartmıştır.

Sayın Başsavcım!
Değerli Katılımcılar!

Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün spora bakış açışına kısaca değinmek istiyorum.

Atatürk, her alanda olduğu gibi, sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun önemi üzerinde durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır.

Atatürk, "Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti arttırılmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir" sözleriyle de bunu kanıtlamıştır.

"Açık ve kati söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için her türlü yardımlaşmadan ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymeti anlaşılmış olmak ve ona kalben muhabbet ve onu vatani vazife telakki eylemek lazımdır" diyen Ata'ya göre spor, her şeyden önce bir "vatan vazifesi"dir.

            Ulu Önder, Türk sporcusunda yalnız beden kuvveti ve yetenek değil, aynı zamanda iyi ahlak ve zekanın da bulunmasını istemiş ve bu düşüncesini de; "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" sözleriyle dile getirerek, bir sporcunun nasıl bir insan olması gerektiğini anlatmıştır.
            Atatürk'ün ölümü üzerine Fransa’da yayınlanan dönemin en ünlü  günlük spor gazetesi L"Auto'da yayınlanan makalede yer alan ifadeler aynen şöyledir:
".....Atatürk, Dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu kılan devlet adamıydı. Söylev ve kağıt üzerinde kalmayan icraatlarıyla, stadyumlar ve spor tesisleri yaptırdı. Döneminde Türkiye'de spor gittikçe artan önem ve değer kazandı."

Sayın Başsavcım!
Değerli Katılımcılar!

         Kurumumuzda  /  / 20 tarihinde başlayan ve bugün final maçı ile sona eren odalar arası futbol müsabakalarına toplam 44 takım katılmıştır. Eleme usulü ile yapılan ve kazanan takımın bir üst tura çıktığı maçlar, oldukça güzel ve çekişmeli geçmiştir. “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” sloganı ile sahaya çıkan futbolcuların adeta “topluma uyumları kolaylaştırılmış” ve hükümlü/tutuklular, “dış olaylara, tahriklere karşı sabır, dayanıklılık ve soğukkanlılık” testinden geçirilmiştir. Futbol turnuvası, yalnız beden kuvvetini ve yeteneği değil, aynı zamanda iyi ahlak ve zekayı da içinde barındıran; centilmenliğin, dostluğun ve kardeşliğin hakim olduğu maçlara sahne olmuştur.

Şimdi arzu ederlerse konuşmalarını yapmak ve 1. olan ……… No’lu odanın futbol takımına kupasını vermek üzere ........’nu kürsüye arz ederim.

Futbol turnuvasında 2. olan ……… No’lu odanın futbol takımına kupasını vermek üzere  …………………………………………………………………….  arz ederim.


Odalar arası futbol turnuvasında 3. olan ..... No’lu odanın futbol takımına kupasını vermek üzere …………………………………………………………………  arz ederim.


Sayın Başsavcım!
Sayın …………
Sayın Müdürüm!
Değerli Katılımcılar!

Kurumumuzda düzenlenen Odalar arası Futbol Turnuvası Final Maçı için düzenlen tören sona ermiştir. Arz ederim. 

ŞİİR DİNLETİSİ SUNUSU



ŞİİR DİNLETİSİ SUNUSU

1) Şiir, bir yürek hoplaması, bir rûh heyecânı ve bir gözyaşı… Aslında gözyaşları da, kelimelere başkaldırmış, saf şiir demektir. 
Şiir, şâirlere ait bir kısım solmayan çiçekler ve bu çiçeklerin çevreye saldıkları kokular demektir. Şiir, mahsulü olduğu topluma bir şeyler anlatma, bir şeyler hissettirme amacındadır.
-         Şiir duygudur, anlatmaktır, anlamaktır, hissetmektir.
-         Şiir paylaşmaktır, şiir bilmektir. Şiir hayattır; hayatsa bir şiir.
         Amacımız şiiri beraber anlamak, anlatmak; beraber hissetmek ve paylaşmaktır.
        Değerli Katılımcılar;
 Şiire yaptığımız bu yolculuğa hoş geldiniz.

2 ) Şimdi, geçen ay Adalet Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu Sesleniş Gazetesinde de denemesi yayınlanan, yazmaya meraklı arkadaşlarımızdan H. M. , “Sen Evde Yoktun” adlı şiirini okuyacak.

 3)   - Eflatun'a sormuşlar.

      "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir? "

      Eflatun tek tek sıralamış :

- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...
- Para kazanmak için, sağlıklarını yitirirler. Ama, sağlıklarını geri almak için de para öderler...
- Yarından endişe ederken, bugünü unuturlar. Dolayısıyla; ne bugünü, ne de yarını yaşarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi, yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi, ölürler...

Cennet vatanımızın güzel köşeleri arasında mekik dokuyacağımız “Anadolu’da Bahar” ve  Geçmiş ile günümüz arasında zihnen mekik dokuyacağımız “Sarı Başaklara” adlı şiirleri yorumlamak üzere Kurum Öğretmenimiz Sayın S.A. Hocamızı buraya davet ediyoruz.

4) Ünlü şairimiz Bekir Sıtkı Erdoğan, 1963 yılında o meşhur “Hancı” şirini kaleme alır. Erdoğan, şiirini “Yolcu”nun ağzından hancıya sesleniş olarak yazmıştır.
       Aynı yıl içerisinde, Şair Raşit Akçura da “hancı”nın ağzından yolcuya sesleniş biçiminde bir şiir yazar. Böyle olunca oldukça hoş bir durum çıkar ortaya. Şimdi sizlere Hancı ile Yolcu’nun karşılıklı konuşmasını takdim ediyoruz. H. B. ve M.Ü. okuyacaklar.

     
5)                 Sevgi kimlere ne yaptırmadı ki…  kimini yaktı, kimini canından usandırdı. Kimi de çöllerde susuz kaldı. Kimi Tahir oldu, kimi Zühre.
    Ve aşk… Aşkı en güzel anlatan şiirlerden birisi de Mihriban…
 Mihriban Şiirini,   Sosyal Hizmet Uzmanımız Sayın D.K.’tan dinliyoruz.

 
6)                 Geceler… Yalnızlığın, sessizliğin, kimsesizliğin simgesi geceler… Hele bir de ayrıysak sevdiğimiz insanlardan…
         El ayak çekilince, kendi kendimizle baş başa kaldığımızda… Ve ister istemez bir fikre odaklandığımızda…
 Geceler ve Bulmak şiirlerini Y. A. ’dan dinliyoruz.


7)                 Şimdi şöyle bir tabloyu gözümüzde canlandıralım… Bir kız evi düşünün; Leyla’nın evi… Dünür gelenler ise Mecnun’un ailesi…Kısa bir hoş-beşten sonra kahveler içilir. Ve söze girilir. Allah’ın emri; Peygamberin kavli ile kız istenir… Onlar da verdik gitti derler…
Böyle bir durumda, Leyla ile Mecnun’un aşkı dillere destan olabilir miydi hiç?

 Bazen aşkı unutulmaz kılan, kavuşmanın zorluğudur.

Sevgilinin, aşığına ettiğine gelince… 
“Beni candan usandırdı /
Cefadan yar usanmaz mı” demiş şair…
Sevgili araya bitmez tükenmez engeller koyar,
Seven ne yapmaz ki…  Dağlara merdiven dayar … olmaz;
Çöllerde susuz kalır, olmaz.  Artık sevdiğine şöyle seslenir; 

Benden artık pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes”

 Ancak, doğru yolu göstermeyi de ihmal etmez. A. İ.’den dinliyoruz;


8-) Adı gül’dü. Halkımız arasında gül, sevginin;  gençliğin; istek ve ümidin karşılığı olarak kullanılır.

          Gül mevsimi kısadır. Bu bakımdan gül, insana faniliğini hatırlatır. Hazana ermesiyle gülistan harab olur, bağlar bozulur.
Nasıl küçük bir temasla bile gül, hemen soluverirse hassas bir insan da gül gibi, dostlarından gelen küçük bir sözden bile alınabilir.

Adı Gül’dü… Bu şiiri sizlere, Eğitim Servisi Görevlisi Arkadaşımız G.  A.  takdim edecek.


9)  Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın… Peki ne yapmalı, nereden başlamalı? "Ertelemeyin Hayatı"... Y.K.'dan dinliyoruz.

10)    İnsan bu;
Su misali kıvrım kıvrım akar ya…
Su akar; Kimi yerde derinleşir, kimi yerde sığlaşır.
Kimi yerde dellenir, kimi yerde söylenir,
Kimi yerde bulanır, kimi yerde berraklaşır.
Kimi yerde daralır, kimi yerde genişler.
Denize kavuştuğu zaman da olur, kuruduğu çekildiği zaman da…

Ancak O, her yerde yine sudur. Bulanık diye tükürmeyin. O, temiz bir kaynaktan geliyor. Belki temiz bir yere dökülecek.

İnsan bu, su misali…
O’na, insan olduğu için değer verin… yüz yüze geldiğiniz her insanı bir ayna kabul edin. Aynada göreceğiniz ancak kendinizsiniz. Öyleyse, aynada görmek istediğiniz gibi hareket edin… F. K.'tan dinliyoruz.

11- Günümüzde şiirleri en güzel yorumlayan insanlardan birisi… En önemli özelliklerinden birisi de her yörenin şivesine göre şiiri yorumlayabilmesi… Bedirhan GÖKÇE’den bahsediyorum. Bir gurbetçinin Almanya’dan bir arkadaşına yazmış olduğu Alamanya Mektubunu  Ege şivesi ile Bedirhan GÖKÇE’nin sesinden takdim ediyoruz sizlere …


12- Değerli katılımcılar şiir dinletimiz sona ermiştir. Katıldığınız için teşekkür ederiz.     

KADER MAHKUMU

KADER MAHKUMU

            Öğretmen Asım Bey, ceza infaz kurumundaki odasında günlük rutin işlerle meşguldü. Ceza infaz kurumuna, kurum dışından gelen Özlem Hanım selam vererek içeri girdi. Hoşbeşten sonra Özlem Hanım epeyidir üzerinde çalıştığı bir program hazırlığı için Asım Bey'in fikrini almak istedi.
-Hocam program  sunumunu şu şekilde yapacağım bir dinleyin bakalım: Sayın protokol üyeleri, sayın kader mahkumları!
O esnada UYAP'a kitap kaydı yapan Kürşat Bey araya girdi.
-Hocam "kader mahkumu" olur mu?
-Ne bileyim, genel olarak hükümlü/ tutuklular kendilerini bu şekilde tanımlıyorlar. Altı-yedi aylık ceza infaz kurumu tecrübemde en fazla duyduğum tabirlerden birisi...
            Kader mahkumu tabiri üzerine koyu bir sohbet başlamıştı. Fikirler havada uçuşuyordu.
- Kader mahkumu olmaz. Kader bir insanı niye mahkum etsin?
- Neden olmasın?
- Kader mahkumu tabirini kullananlar genellikle vicdanını rahatlatmaya çalışan kimseler. Benim kaderimde suç işlemek varmış. Kul kaderini yaşar bahtına ne çıkarsa... deyip bir yandan kendini aklamaya çalışırken bir yandan da topu kadere atıyor.
-  Neden böyle düşünüyorsunuz? Başımıza gelen her şey kaderde yazılı değil mi?
- Kaderde neler yazılı olduğunu bir kul olarak biz bilmiyoruz. Kula kapalı, Cenabı Hakka açık bir alan bu. Kaderimizde ne yazılı olduğunu bilmediğimize göre bir kul olarak bizim görevimiz en iyi şekilde kaderimizin tecelli etmesi için uğraşmak.
-Değil mi? "Takdir, tedbire göre cereyan eder" derler. Sen tedbirini alma, kaderimde böyle yazılı imiş de. Mesuliyetten kurtul. Kendini temize çıkar, kaderi suçla. Olacak iş değil.
-Peki tedbiri almış olsak kaderimiz nasıl yazılmış olurdu?
-Dedim ya, kul olarak orası bize kapalı.
-Bence kulun başına gelecek olan zaten gelir. Ne kadar tedbir alsa da sonuç değişmez.
-Bu sizin dediğiniz Cebriye Mezhebi'nin görüşü. Buna göre, rüzgarın önündeki yaprak gibidir kul. Ne yaparsa yapsın sonuç aynıdır. Bir de bunun tam zıddı bir görüş var: O da Mu'tezile Mezhebi'nin görüşü.
-Onların görüşü ne?
-Onlar sorumluluğu kula yüklüyorlar. Mutezileye göre insan irade ve güç sahibidir, kendi fiillerinin yaratıcısıdır. Onlara göre insan, kendi fiillerini yaratırsa ancak hür ve sorumlu olur, ceza ve mükâfat ancak böyle tahakkuk eder.
-Görüşlerinin eleştirilen yönü var mı Mutezile'nin?
-Var. Yaratıcılık vasfını kula vermeleri. Ehli sünnet ise iki mezhebin görüşünden farklı bir  görüşe sahip: İnsan cüzi irade sahibidir. Allah'ın bahşettiği bir güç ile fiillerini yapar. Yaratıcı Allah'tır. Kul ise cüzi iradesini olumlu yönde kullanırsa mükafat; olumsuz yönde kullanırsa ceza görür.    

            Kader ve mahkum...
            Ceza infaz kurumunda düzenlenecek bir programda muhataplara nasıl hitap edileceği ile ilgili başlayan konuşma, dini boyuta taşınmıştı.
            Kader konusu hiç bir zaman güncelliğini yitirmemiştir. İmanın altı rüknünden birisi kaza ve kadere imandır. Kapsamı da oldukça geniştir. Üzerine sempozyumlar düzenlenen, kitaplar yazılan bir konudur.
            Asım Bey, Özlem Hanım ve Kürşat Bey'in niyetleri çok geniş çaplı ve bir çırpıda halledilemeyecek bir konuyu bütün yönleriyle açıklığa kavuşturmak değildi. Zaten konunun fikri boyutu da bir anda, doğaçlama olarak gelişmişti. Kürşat Bey "kader mahkumu" olmaz diyerek tekrar kader ve mahkum konusuna lafı getirmişti. Yine fikirler birbirini takip etti.
-İyi de "kaderin mahkumuyum" tabirini ünlü bir İslam Alimi de kullanmaktadır.
-İnsanın iradesi dahilinde gelişen olaylar vardır. Bir de iradesi dahilinde olmayan olaylar...
-İrade dışı gelişen bir olay için kader mahkumu tabiri belki kullanabilir.
-İraden ile yaptığın bir seçimin sonucu için de kader mahkumu denir mi acaba?
-Nasıl yani?
-Hatırlıyor musun Kürşat Bey, denetimli serbestlikten yararlanmak için 9-10 defa ceza infaz kurumuna girmiş çıkmış bir hükümlü gelmişti. Rapor yazmak için sorduğumuz, "ceza infaz kurumuna tekrar gelir misin?" sorusuna şöyle cevap vermişti: "Kesin söz veremem. Gelme ihtimalim yüksek gözüküyor. Çünkü birahanede bodyguardlık yapıyorum. Bir gecede 4000-5000 TL hesap ödettiğimiz insanlar oluyor."
-Hesabı ödemeyince de...
-Şimdi bu insana kader mahkumu denir mi?  
-Kaderi tenkit etmek en kolayı.
-Kadere iman eden kederden emin olur deniyor.
            Bu hamurun çok su götüreceği belliydi. Özlem Hanım konuyu bağlamak için Asım Bey'e döndü:
-Hocam programı sunarken sizin önereceğiniz bir hitap tarzı var mı?
-Sayın protokol, değerli katılımcılar!
-"Değerli katılımcılar" hem resmi hem de soğuk. Ancak "kader mahkumları" tabiri  karşımızdakileri yanımıza alan, empati kurduğumuzu gösteren, suçlamayan, samimi bir ifade.
            Özlem Hanım ders işlemek için odadan çıkıp dersliğe doğru yönelirken bilgisayarda kısık sesli bir şekilde şu şarkı çalıyordu: "Kader diyemezsin sen kendin ettin".
            Asım Bey ise Kürşat Bey'e dönerek "en iyisi bu konuyu ilk elden soralım" dedi. "Kader mahkumu" ceza infaz kurumunda yakın zamanda düzenlenecek bir münazaranın konu başlığı olacaktı.
   

                                                                                         Metin KARTAL

8 Nisan 2016 Cuma

İZMİR F TİPİ KAPALI CEZAEVİNDE KİTAP OKUMA DURUMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME (*)
“Dünyaya en çok ışık veren, matbaa mürekkebidir” der, Balzac. Bir ceza infaz kurumuna en fazla ışık veren de kurum kütüphanesidir. Belki de bundan dolayı F tipi cezaevlerinde kurum kütüphaneleri personel, tutuklu ve hükümlülerin ihtiyaçlarına, en iyi şekilde cevap verebilecek bir mekânda, cezaevinin tam merkezinde kurulmuştur.
Bize göre, kütüphanenin merkezde olması, F tipi cezaevlerinin “bilgi merkezli” olması anlamına gelmektedir. “Bilgi merkezli” olmanın sonucu, F tipi cezaevlerinde bol bol kitap okunmaktadır. Bunun nedeni belki, hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını kitap okuyarak değerlendirmeleri, belki de sıkıntı ve yalnızlıklarından kurtulmak istemeleridir. Öğrenmek, vaktini en verimli şekilde değerlendirmek, yeni ufuklara yelken açmak ya da bir gecede okunan bir kitabı yazabilmek, senelerce çalışıp saçlarını ağartan yazar ve şairlerin duygu ve düşüncelerini kavrayıp anlayabilmek ve hayata tatbik edebilmek de diğer nedenleri oluşturmaktadır. Bir gerçek var ki, F tipi cezaevlerinde çok kitap okunuyor.
Konunun somut olarak ortaya konulması açısından, önce Türkiye genelindeki kitap okuma durumuna bir göz atalım. PİAR’ın 1982’ de yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de kitap okuyanların toplam nüfusa oranı on binde sekizdir. Üniversite gençliği üzerinde yapılan bir diğer ankete göre; ders kitabı dışında bir kitap okumadıklarını söyleyen öğrencilerin oranı % 22’den az değildir. Başka bir ifade ile her beş öğrenciden biri, ders kitabı dışında kitap okumamaktadır. “Türk Gençliğinin Problemleri Beklentileri Eğitim ve Kültür Bakımından Düşünceleri” adlı 1989 yılı Devlet Bakanlığı araştırmasına göre (araştırma 15-26 yaş gurubundan 5139 genç ile yüzyüze yapılmıştır); Gençlerin % 69’nun adını hatırlamayacak kadar uzun zamandır kitap okumadıkları görülmüştür.
Türkiye genelindeki bu karamsar tablodan sonra, İzmir F Tipi Cezaevindeki kitap okuma durumuna bir göz atalım. Kurum kütüphanesinden İmza karşılığı alınarak okunan kitapların sayısı, üç aylık dönemde kişi başına yaklaşık olarak 12-13 adettir. Bu da, bir tutuklu ve hükümlünün bir ayda en azından 4 adet kitap okuduğu anlamına gelmektedir.  (Hükümlü ve tutukluların dışarıdan getirtmiş olduğu kitap, dergi vs. bunun dışındadır.) Okuma zevkini tadan bazı hükümlü ve tutuklular, Kurum kütüphanesinde bulunmayan bazı kitapların temini için dilekçe vermekte, biz de Kurum olarak bu kitapları, İl Halk Kütüphanesinden temin etmek sureti ile bu ihtiyacı karşılamaktayız. Hükümlü ve tutuklular, haftanın belirli günlerinde Kurum kütüphanesine çıkmaktadırlar. Böylece okumak istedikleri kitapları inceleme imkânı bularak okuma istekleri artmaktadır. Hükümlü ve tutukluların bazılarının (%20) değişik sebeplerle kütüphaneden istifade etmediklerini ve bundan dolayı kitap okuma oranını düşürdüklerini dikkate alsak bile, yukarıdaki tablo bir gerçeğe işaret etmektedir ki; F Tipi Cezaevlerinde çok kitap okunmaktadır.
Günlük gazete okuma durumunda da oran bundan pek farklı değildir. Türkiye genelinde iyimser bir tahminle % 10 olan günlük gazete okuma oranı, İzmir F Tipi Cezaevinde % 50-60’lara varmaktadır.
F tipi cezaevinde okuma oranının yüksek olduğunu söylerken hep Türkiye genelini göz önünde bulundurduk. Bu durum, gelişmiş ülkeler ile kıyaslanınca elbette yeterli değil. Gelişmiş ülke insanlarının trende, vapurda, otobüste her fırsatta okuduklarını görünce, insanın içinin burkulmaması mümkün değil. Neden bizim insanımız okumuyor? Zaten okuma göstergesi de gelişmişliğin bir göstergesi değil mi? Çağdaş medeniyetler seviyesine, okumadan nasıl ulaşılacak ki?

          (*) Öğretmen Metin Kartal’ın, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Müdürlüğü tarafından ayda bir çıkarılan Sesleniş Gazetesi’nin 15 Ocak 2003 tarihli 10. sayısında yer alan makalesi.   

11 Mart 2013 Pazartesi

BİZ KİMDEN BAHSEDİYORUZ? TİYATRO

 

BUGÜN GAZETESİ 06.03.2012

Hükümlülerin sergilediği tiyatro oyunu beğenildi


Uşak E Tipi Kapalı - Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan tutuklu ve hükümlülerin oluşturduğu tiyatro grubu, 'Biz Kimden Bahsediyoruz' isimli oyunu sahneledi.

Cezaevi konferans salonunda sahnelenen ve kurum öğretmeni Metin Kartal'ın yazıp yönettiği dört perdelik 'Biz Kimden Bahsediyoruz' isimli tiyatro oyununu Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkan Vekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik ve Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş ile çok sayıda davetli izledi.

Oyun bitiminde sahneye çıkarak hükümlüleri kutlayan Vali Erden, cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin hayata hazırlanması için pek çok imkanın sağlandığını söyledi. Erden, "Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce başsavcımıza 'turneye çıkacaklar mı?' diye sordum. Aslında olmadığını biliyorum, ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu anda devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın." dedi.
Cihan












 

 

En Son Haber 06.03.2013

Tutuklulardan tiyatro gösterisi

Uşak E Tipi Cezaevi'ndeki tutuklu ve hükümlülerin hazırladığı tiyatro gösterisi izleyenlerden tam not aldı.

05.03.2013 - 18:53 Tweet

Uşak E Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi eğitmeni Metin Kartal'ın yazıp yönettiği "Biz Kimden Bahsediyoruz?" adlı tiyatro oyununda Metin Kartal, bir gardiyan ile 6 tutuklu ve hükümlü rol aldı.

TİYATRO, HAPİSTEKİ GÜNLÜK YAŞAMI ANLATIYOR

Cezaevindeki günlük yaşam, tutuklu ve hükümlüler arasında yaşanan diyaloglar ve eğitim konularının yer verildiği tiyatro oyununu Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Belediye Başkan Yardımcısı Işıl Akgün, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, savcı ve hakimler izledi.
Hapiste tiyatro hazırlandı

4 perde halinde sergilenen tiyatro oyunu sonrası tiyatro ekibini tebrik eden Vali Mehmet Ufuk Erden, "İnsanlık aleminin refah talepleri ve özgürlük istekleri uzun yıllar devam ediyor. Dileğimiz sizlerin yuvalarınıza, sevdiklerinize kısa zamanda kavuşmanız. Şu anda devletimizin emanetindesiniz. İçinde bulunduğunuz durum kolay değil ama bu bir süreç. Belli bir süre sonra bitecektir diyor Allah kurtarsın diyorum. Güzel bir oyun sergilediniz hepinizi tebrik ediyorum" dedi.



İHA

Mahkumların Tiyatro Gösterisi

05 Mart 2013 Salı 17:31Yerel
Uşak E Tipi Cezaevi'nde kalan mahkumlar, kurum öğretmeni Metin Kartal’ın yazıp yönettiği “Biz Kimden Bahsediyoruz” adlı tiyatro oyununu sergiledi. Tiyatro oyununu izleyen Vali Mehmet Ufuk Erden, gösteri sonunda mahkumları tebrik etti.
-->- Uşak E Tipi Cezaevi'nde kalan mahkumlar, kurum öğretmeni Metin Kartal’ın yazıp yönettiği “Biz Kimden Bahsediyoruz” adlı tiyatro oyununu sergiledi. Tiyatro oyununu izleyen Vali Mehmet Ufuk Erden, gösteri sonunda mahkumları tebrik etti.
Uşak E Tipi Cezaevi'ndeki konferans salonunda oynanan 4 perdelik tiyatro oyunu, kent protokolü tarafından ilgiyle izlendi. 6 mahkum ile kurum öğretmeninin sahne performansı beğenildi. Tiyatroyu; Vali Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkanvekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, İl Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş, savcılar ile diğer davetliler, gazeteciler ve mahkumlar izledi. 4 perdelik oyunda verilen mesajlar dikkat çekici bulundu. Vali Mehmet Ufuk Erden, gösteri sonrası memnuniyetini “Turneye çıkacak mısınız” diye sorarak gösterdi.
Mahkumların saz eşliğinde söyledikleri türküler de alkışlandı. Gösteri sonunda sahneye çıkarak bir konuşma yapan Vali Mehmet Ufuk Erden, “Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce Başsavcımıza 'turneye çıkacaklar mı' diye sordum.Aslında olmadığını biliyorum ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu an devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın” dedi.
Kaynak: IHA
Ekleme Tarihi: 05 Mart 2013 Salı 17:31
Tüm Uşak Haberleri



Cihan Haber Ajansı

Hükümlülerin sergilediği tiyatro oyunu beğenildi

ÖZKAN YAVAŞ | UŞAK - 05.03.2013 18:45:06

Uşak E Tipi Kapalı - Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan tutuklu ve hükümlülerin oluşturduğu tiyatro grubu, 'Biz Kimden Bahsediyoruz' isimli oyunu sahneledi.

Cezaevi konferans salonunda sahnelenen ve kurum öğretmeni Metin Kartal'ın yazıp yönettiği dört perdelik 'Biz Kimden Bahsediyoruz' isimli tiyatro oyununu Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkan Vekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik ve Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş ile çok sayıda davetli izledi.

Oyun bitiminde sahneye çıkarak hükümlüleri kutlayan Vali Erden, cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin hayata hazırlanması için pek çok imkanın sağlandığını söyledi. Erden, "Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce başsavcımıza 'turneye çıkacaklar mı?' diye sordum. Aslında olmadığını biliyorum, ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu anda devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın." dedi.




Uşak'ta Tutuklu Ve Hükümlüler, Tiyatro Oyunu Sahneledi
05 Mart 2013 Salı 18:02
E Tipi Kapalı - Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan tutuklu ve hükümlülerin oluşturduğu tiyatro grubu, kurum konferans salonunda bir oyun sergiledi.
-->Kurum öğretmeni Metin Kartal'ın yazıp yönettiği dört perdelik "Biz Kimden Bahsediyoruz" isimli oyunu Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkan Vekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik ve Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş ile çok sayıda davetli izledi.
Oyun sonrası tutuklu ve hükümlüleri kutlayan Vali Erden, cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin hayata hazırlanması için pek çok imkanın sağlandığını söyledi.
Tutuklu ve hükümlülerin cezaevi yaşantısını anlatan oyundan çok etkilendiğini belirten Vali Erden, şöyle konuştu:
"Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce başsavcımıza 'turneye çıkacaklar mı -' diye sordum. Aslında olmadığını biliyorum ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu anda devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın."

Haber Kaynağı :



Uşak'ta Tutuklu ve Hükümlüler, Tiyatro Oyunu Sahneledi


Uşak E Tipi Kapalı - Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan tutuklu ve hükümlülerin oluşturduğu tiyatro grubu, kurum konferans salonunda bir oyun sergiledi.

Uşak E Tipi Kapalı - Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan tutuklu ve hükümlülerin oluşturduğu tiyatro grubu, kurum konferans salonunda bir oyun sergiledi.
Kurum öğretmeni Metin Kartal'ın yazıp yönettiği dört perdelik "Biz Kimden Bahsediyoruz" isimli oyunu Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkan Vekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik ve Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş ile çok sayıda davetli izledi.
Oyun sonrası tutuklu ve hükümlüleri kutlayan Vali Erden, cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin hayata hazırlanması için pek çok imkanın sağlandığını söyledi.
Tutuklu ve hükümlülerin cezaevi yaşantısını anlatan oyundan çok etkilendiğini belirten Vali Erden, şöyle konuştu:
"Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce başsavcımıza
'turneye çıkacaklar mı -' diye sordum. Aslında olmadığını biliyorum ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu anda devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın."
Muhabir: Soner Kılınç




UŞAK CEZAEVİ'NDE OYUN VAR
Uşak Cezaevi'nde ilginç bir oyun oynandı...

Uşak E Tipi Cezaevi'nde kalan mahkumlar, kurum öğretmeni Metin Kartal’ın yazıp yönettiği “Biz Kimden Bahsediyoruz” adlı tiyatro oyununu sergiledi. Tiyatro oyununu izleyen Vali Mehmet Ufuk Erden, gösteri sonunda mahkumları tebrik etti. 
Uşak E Tipi Cezaevi'ndeki konferans salonunda oynanan 4 perdelik tiyatro oyunu, kent protokolü tarafından ilgiyle izlendi. 6 mahkum ile kurum öğretmeninin sahne performansı beğenildi. Tiyatroyu; Vali Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkanvekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, İl Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş, savcılar ile diğer davetliler, gazeteciler ve mahkumlar izledi. 4 perdelik oyunda verilen mesajlar dikkat çekici bulundu. Vali Mehmet Ufuk Erden, gösteri sonrası memnuniyetini “Turneye çıkacak mısınız” diye sorarak gösterdi.


Mahkumların saz eşliğinde söyledikleri türküler de alkışlandı. Gösteri sonunda sahneye çıkarak bir konuşma yapan Vali Mehmet Ufuk Erden, “Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce Başsavcımıza 'turneye çıkacaklar mı' diye sordum.Aslında olmadığını biliyorum ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu an devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın” dedi.






















Uşak Valiliği Web Sitesi

Mahkumların “Biz Kimden Bahsediyoruz” isimli tiyatro oyunu ilgiyle izlendi


Uşak E Tipi Cezaevi'nde kalan mahkumların rol aldığı, kurum öğretmeni Metin Kartal’ın yazıp yönettiği “Biz Kimden Bahsediyoruz” adlı tiyatro oyununu cezaevi tiyatro salonunda sergilendi. Tiyatro oyununu izleyen Vali Mehmet Ufuk Erden, gösteri sonunda mahkumları oyundaki başarılarından dolayı tebrik etti.


Uşak E Tipi Cezaevi'ndeki konferans salonunda oynanan 4 perdelik tiyatro oyunu ilgiyle izlendi. 6 mahkum ile kurum öğretmeninin rol aldığı oyundaki sahne performansları beğenildi. Tiyatroyu; Vali Mehmet Ufuk Erden, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram,  Adalet Komisyonu Başkanı Ferhat Bursal, Belediye Başkanvekili Işıl Akgün,  İl Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş, savcılar ile diğer davetliler, gazeteciler ve mahkumlar izledi.


Gösteri sonunda sahneye çıkarak bir konuşma yapan Vali Mehmet Ufuk Erden, “Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Burada olmanızın bir nedeni var, ancak insan mahkum da olsa hayatına yeni bir anlam katabilir, içinde bulunduğu şartları daha yaşanılır kılabilir. Tabi ki esas dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu an devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın” dedi.

06.03.2013 05:50:18






Yeni Asır 07.03.2013
Hükümlüler, hayatlarını tiyatro sahnesine taşıdı
Giriş tarihi : 06.03.2013 19.52 Güncelleme : 19.52   YAŞAM
Uşak E Tipi Ceza Kurumu'nda kalan hükümlüler tarafından kurulan tiyatro ekibi, "Biz Kimden Bahsediyoruz?" adlı oyunu cezaevinde sergiledi. Oyunu izleyen Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, ekibin turneye çıkmasını istedi.
Uşak E Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan 8 hükümlü, "Biz Kimden Bahsediyoruz?" adlı oyunu sergiledi. Cezaevi gösteri salonunda sergilenen 4 perdelik oyunu, Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Belediye Başkan Yardımcısı Işıl Akgün, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, İl Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş, yaklaşık 100 hükümlü ve tutuklu izledi. Hükümlülere okuma yazma öğreten Metin Kartal'ın yazıp yönettiği 4 perdelik oyunda, Uşak E Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan hükümlülerin günlerini nasıl geçirdiği komik bir dille anlatılıyor. Öğretmen Metin Kartal, "Her gün birlikte olduğum kader mahkumlarının içeride günlerini nasıl geçirdiğini anlatmak istedim. Tamamen amatörce oynadığımız bu oyunu başarıyla sergilediğimiz için çok mutluyum" dedi. Oyun bitiminde Metin Kartal ve ekibi tek tek tebrik eden Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram'dan oyuncuların diğer cezaevlerine turneye çıkarak oyunlarını sergilemelerini istedi. SALİH KILINÇ


·                      
·                     WEB TV
PİYASALAR $ 1.796 € 2.35 Altın 91.263 Borsa 81835

Arşiv


Hükümlülerin tiyatro oyunu beğenildi

8 Mart 2013
CİHAN - HABERLER BÖLGE HABERLERİ UŞAK
Uşak E Tipi Kapalı-Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan tutuklu ve hükümlülerin oluşturduğu tiyatro grubu, ‘Biz Kimden Bahsediyoruz’ isimli oyunu sahneledi.
Cezaevi konferans salonunda sahnelenen ve kurum öğretmeni Metin Kartal’ın yazıp yönettiği dört perdelik ‘Biz Kimden Bahsediyoruz’ isimli tiyatro oyununu Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Bayram, Belediye Başkan Vekili Işıl Akgün, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik ve Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş ile çok sayıda davetli izledi. Oyun bitiminde sahneye çıkarak hükümlüleri kutlayan Vali Erden, cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin hayata hazırlanması için pek çok imkanın sağlandığını söyledi. Erden, “Başarılı bir tiyatro gösterisi izledik. Ben oyundan önce başsavcımıza ‘turneye çıkacaklar mı?’ diye sordum. Aslında olmadığını biliyorum, ama oyunu beğendiğimizi belirtmek ve espri yapmak için sordum. Burada olmanızın bir nedeni var. Dileğimiz sevdiklerinize kısa sürede kavuşmanızdır. Şu anda devletimizin emaneti altındasınız. Kolay değil ama bu geçici bir süreç. Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini temenni etmeyiz. Hepinizi Allah kurtarsın.” dedi.